Teç-Sen Başkanlar Kurulu Toplantısı Büyük Bir Coşkuyla Yapıldı.


Teç-Sen Başkanlar Kurulu Toplantısı Ankara’da İl Başkanlarının katılımıyla gerçekleşti. Yapılan Toplantıda; 2006 yılında kurulan Teç-Sen- Tüm Eğitim Çalışanları Sendikasının kuruluş 10 maddesi olan ;

1- Eğitim Çalışanlarının tümüne ek ödeme ödenmesi,
2- Eğitim çalışanlarının tümüne eğitim öğretime hazırlık ödeneğinin verilmesi,
3- Eğitim çalışanlarının atama ve yer değiştirme yönetmeliğinin çıkarılması,
4- Kamuda aynı işi yapan 4/C’li eğitim çalışanlarının 4/A kadrosuna geçirilmesi,
5- DPY ve Bursluluk Sınavlarında Öğretmen Çocukları ayrılan %25 kontenjanın kaldırılması,
6- Giyim Yardımlarının nakdi verilmesi,
7- Eğitim çalışanlarının kadrosal görev tanımlarının net olarak yapılması,
8- Eğitim çalışanlarının merkezi sistem sınavlarında salon başkanı ve salon gözcüsü olması,
9- Kariyer ve Liyakat İlkesi gereği görevde yükselme sınavlarının 2 yılda 1 her kadro için yapılması,
10- Eğitim çalışanlarının fazla mesailerinin ücretle karşılanması hususlarında sendikamızın eğitim çalışanı için gerçekleştirdiği başarılar üzerinde genel bir değerlendirme yapıldı.

Ayrıca; Eğitim çalışanlarının temel sorunları, ortak sorunları ve gelecekte ortaya çıkabilecek sorunların çözümü için stratejilerin belirlendiği toplantı yaklaşık 4 saat sürdü. Teç-Sen Genel Başkanı Ümit DEMİREL yaptığı konuşmada; 

“Sayın İl Başkanlarım, Değerli yönetim kurulu üyeleri, yol arkadaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler tüm eğitim çalışanları sendikasının başkanlar kurulu toplantısına hepiniz hoş geldiniz, safalar getirdiniz.  Eğitim çalışanları olarak başlattığımız isyan ve itibar sloganıyla yola revan olduğumuz varoluş mücadelesinin bir durağında yine sizlerle birlikteyiz.

2006 yılında Tüm eğitim çalışanları sendikasını kurarken,  o gün aslında  65 bin eğitim çalışanının gönlünden geçen ‘üvey evlat değiliz bizde varız’ isyanına tercüman olduk… sessizlerin sesi, kimsesizlerin kimi,umudun adı olduk…. Ve  O günden sonra milli eğitim bakanlığında hiçbirşey eskisi gibi olmadı, olamadı. çünkü artık eğitim çalışanlarının her sorununu kendi sorunu gibi gören, kendi acısı bilen, eğitim çalışanlarını kendi ailesi gibi benimseyen teç-sen genel merkezi,teç-sen il başkanları ve teç-sen yönetim kurulları var.

16 haziran 2006 yılında;siyasete hayır diyen, siyasilerin emir eri olmayan, haktan ve adaletten yana taraf olan, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı her zaman bir tavır koyan yeni bir  sendikal akım doğmuştur. Bu sendikal akımının adı ise başkanlığını ve liderliğini yaptığınız TEÇ-SEN- tüm eğitim çalışanları sendikasıdır. Öncelikle bu onurlu, vakurlu ve omurgalı duruşu sergileyen kıymetli siz başkanlarımı tüm kalbimle takdir ve  tebrik ediyorum.

İl başkanlığı görevi zor ve meşakkatlidir. Hele hele Teç-sen İl Başkanlığı daha zor ve daha meşakkatlidir. Öyle ki,  eğitim çalışanlarının bazıları  aymazdır, bazıları haylazdır.., bazıları kurnaz, bazıları umursamazdır ,bazıları çorap değiştirir gibi sendika değiştirir, bazıları siyaset yaptığını sanar, bazıları işi düştüğünde, başı sıkıştığında koşar gelir, bazıları dalgınsındır selam vermezsin istifa eder, bazılarına 50 kere selam verirsin üye olmaz. Bazılarının gönlü bizde üyeliği başka yerdedir.

Ama biz biliriz ki bu bazılarının dışında kalan eğitim çalışanlarının umutları, duaları bizimledir.  Biz biliriz ki onlar bizden sadece eğitim çalışanları için mücadele edin, siyasete bulaşmayın, yüzümüzü kara çıkarmayın, Vatana, Millete, Bayrağa ve İslam’a ihanet etmeyin derler. Bizler iyi biliriz ki o bazılarının dışında kalan eğitim çalışanları bizim sözümüze bizim özümüze, bizim mayamıza güvenirler.

Rabbimize şükürler olsun ki bizler, 2006 yılından bugün kadar özümüzden de sözümüzden de  caymadık,sendikamıza zerre leke getirmedik, eğitim çalışanlarını utandırmadık. Bize olan güveni boşa çıkarmadık.

Teç-Sen Sendikasını kuran, bu mücadelenin temelini oluşturan, ilkelerini belirleyen kurucu üyelerimizden Allah Razı olsun, bugün aramızda olmayan ebediyete uğurladığımız kurucu üyelerimize Allah’tan rahmet dilerim.  emekli olanlara ikinci baharlarının huzurlu ve sağlıklı geçirmeleri temenni ederim. Görevde olanlara da minnet ve şükranlarımı sunarım.

Teç-sen kuruluş ilkesi gereği öğretmen kabul etmeyen, siyasete hayır diyen, aynı acı, ayrı dert ve aynı sorunları yaşayan eğitim çalışanlarının evi, sığınağı ve barınağıdır. Bu ev her başın sıkıştığında koşup döneceğin kürkçü dükkanı, cenazende başını yasladığın bir omuz, düğününde ise yüzünü güldüren meclisindir … burası bir olanların, beraber olanların, kardeş olanların, yoldaş olanların, aşını paylaşanların, geleceğe umutla bakanların, haksızlığa karşı tavrı olanların yani teç-sen eğitim çalışanlarının ana kucağı, baba ocağıdır.

Mevlana Derki, garibin hikayesini dinlemek için bile bir garip kulağına ihtiyaç vardır.  zira hayata aynı açıdan değil aynı acıdan bakanlar anlaşabilir.(mevlana) nasrettin hocada eşekten düşünce etrafında toplananlara içinizde eşekten düşen var mı ? diye sorar. Bizler  Eğitim çalışanları olarak yıllardır kendimizden olmayan, dertlerimizi bilmeyen bu öğretmen sendikalarında hep yedek üye olarak görüldük.

Ama iş eylem olunca alanlara çağrılan, pankart taşıyan, döviz kaldırıp slogan atanlar da yine bizler olduk.  Lakin o pankartlarda hiçbir zaman eğitim çalışanlarının hakları ve talepleri olmamıştır. Bir hizmetlinin bir memurun, bir teknisyenin eğitim öğretim hazırlık ödeneğim artırılsın diyerek slogan atması o kardeşlerimize yapılmış en büyük ihanettir. En büyük emek hırsızlığıdır.

Bize 1 ay üye ol sonra istifa edersin diyenlerle, bize üye olursan senin atama işini hallederiz diyenler aynı kişiler.. memura hizmetliye, teknisyene, şefe ek ödeme aldığımızda öğretmenler memurun zencisi değildir diyenlerle, tebeşir tozu yutmayan müdür olamaz diyen kişilerde aynı kişiler… ünlü fizikçi bilim adamı Albert Einştayn aptallığın tanımı şöyle yapmıştır. Aynı şeyleri yapıp her seferinde farklı sonuçlar beklemek aptallıktır.

Öğretmen sendikalarının eğitim çalışanlarını dışlamasının nedeni çok gerçekçidir.  120 bin öğretmen üyenin yerine 15 bin eğitim çalışanının haklarını talep etmek hiçbir zaman akılcı ve gerçekci olamazdı..Onlar kendilerince doğru olanı yaptılar. Bizlerde doğru olanı yapıp teç-sen çatısı altında bir an önce toplanmalıyız. Çünkü bizde öğretmen üye yok.Üyelerimizin tamamı eğitim çalışanıdır.

eğitim çalışanlarının yanına 11 ay boyunca uğramayan bu öğretmen sendikalarının yetki döneminde kış uykularından uyanması, eğitim çalışanlarına yoğun markaj yaparak kandırma çalışmaları ve kandıramadıkları eğitim çalışanlarına şantaj yapması, kurum amirleriyle iş birliğine girerek sürgün, tehdit ve mobing kartlarını kullanılmasıyla yeni bir sendikacılık akımı doğmuştur.. bu markajcı ve şantajcı sendikacılık akımının yeni adı dünde söylediğim gibi dansöz sendikacılıktır.

eğitim çalışanlarını ülkücü, muhafazakar, solcu, sağcı, diye bölen, adaletsizliği sendikal ilke haline getiren ve yaptıkları her haksız hukuksuz ve hudutsuz atamaları bir başyapıtmış gibi gören bu kan emiciler, Türkiye Cumhuriyetine, devletimize ve milletimize en çok zarar veren yapılardır.

Çünkü Torpili yüceltmek,kalıcı hale getirmek insanlığın tarih boyunca bize miras bıraktığı bilgiye hakarettir.  Peygamber efendimiz bir hadisinde “İŞİ EHLİNE VERİN!” diye buyurmuştur. Yüce dinimiz bile torpili yasak kılarken ,  geldiğimiz noktada şunu net olarak görüyoruz.  İl müdürü, ilçe müdürü, şube müdürü, okul müdürü, okul müdür yardımcısı olarak atananların neredeyse hepsi liyakattan, ehliyetten yoksundur.  torpil ile atanmıştır.

Sendikalardan,partilerden gelen Listelerle, kontenjanlarla yapılan bu atamaların sonuçları yarın hiç tahmin edemeyeceğimiz boyutlara ulaşacaktır ve torpil günlük bir yaşam formu haline gelecektir. Öyle ki artık hizmetliden, memura, şefinden teknisyenine kadar her kadroya sözlü sınav mülakat getirilmiştir. 10-15 yıldır hizmetli olan bir kardeşimiz zor şartlarda liseyi bitirmiş, hasbelkader memurluk sınavını kazanmış ve sen bu kardeşimizi sözlü sınava tabii tutacaksın.bu sözlü sınavı kim yapacak! kimin vicdanına kimin merhametine bu kardeşimizi emanet edeceksin.

10 yıldır 15 yıldır aynı kurumda görev yapan bu kardeşimizi tanıyamamışsın, bilmemişsin ve 3 dakikada soracağın sorularla mı tanıyacak ve bileceksin? ! Bunlar boş işlerdir boş… biziyi biliyoruz ki bu sözlü sınav gibi birçok kamu çalışanlarının olumlu bakmadığı tüm işlerin mimarları çok önemli makamları işgal eden boş adamların,bürokratların işidir.

Tabii bizde bu konudaki çalışmalarımızı takip ediyorsunuz hızlandırdık. Başbakanlık, çalışma bakanlığı ve milli eğitim bakanlığı ile sözlü sınavların iptali için görüşüyoruz.,inşallah bu sorunu da sorun olmadan yani görevde yükselme sınavları yapılmadan çözüp eğitim çalışanlarını bu vampirlerden kurtaracağız.

Ülkemizde olan sözlü sınavların sonuçları hepimizin malumudur. Torpilin diğer adı mülakat olmuştur.  Torpili yapan, torpili savunan, torpil için taklalar atan, torpili normal bir norm olarak görüp, kamu çalışanlarının algısını farklılaştırmaya çalışanlar bilsin ki,   “Allah katında torpil yok.. ne kadar üzdüysen, o kadar üzüleceksin. Rahat olun.

Şimdi bu torpille atanan müdürlerin düştüğü durum ortadadır. Sendika başkanı gibi çalışan okul ve kurum müdürleri türedi. Sendika başkanı gibi konuşan, üye kaydı yapan ve mesaj çeken bu müdürler, acaba eğitimi ve eğitimin kalitesini artırabilir mi?Sen müdürsün sanane kimin hangi sendikaya üye olduğundan !  sen işverensin bir kere… işverenin işçiyle aynı sendikaya üye olması kadar saçma bir durum olabilir mi_?.. işveren elindeki amir gücü kullanarak işçinin hak aramasını engeller. Yıllarca süren emek mücadelesi bu gün geldiğimiz nokta için verilmemiştir. Kurum amirleri sendikalarla işbirliği yaparak, üye olmayan eğitim çalışanlarına baskı, mobbing ve tehdit ederek üye yapma peşindedir. Milli eğitim bakanlığını saran bu kanser yapının hükumet tarafından farkına varıp önlem alması elzemdir. Ehliyetsiz ve liyakatsiz yapılan tüm atamalar iptal edilerek tutkusu olan, idealleri olan, heyecanı olan eğitim çalışanları yönetim kademelerine gelmelidir.

Bu öğretmen sendikaların en büyük hatası ise maalesef siyasi partilerin tabanı haline gelmeleridir. Çok renkli olması gereken sendikaların tek renkli hale gelmesi ise kamu çalışanlarının makus talihidir. Öyle ki Ağustos 2017 tarihinde başlayan toplu sözleşme süreci, çalışma bakanınca ilk teklif daha açıklamadan, verilecek yüzdelik zam oranı  belli değilken, yani ortada fol yok yumurta yokken kanunen yetkili tek renkli sendikanın önceden hazırlamış olduğu, “Bu teklife Kapalıyız” pankartlarını açması ortada pazarlığın falan olmadığının bir kanıtıydı.

Bu teklife kapalıyız diyen, bu teklif eski Türkiyenin alışkanlığıdır, yeni Türkiye rakamları bu olmamalı diyen, bu teklif müzakere edilebilir ama asla kabul edilemez diyen,olumlu teklif gelmezse onurlu bir duruş sergileyeceğiz diyen kanunen yetkili yaptığımız bu tek renkli sendika ve konfederasyonların başkanları 0.5 puanlık artışlı yeni teklifi hiç vakit kaybetmeden hakem heyetine dahi götürmeden imzalaması, iplerinin kimlerin elinde olduğunun, amaçlarının eğitim ve eğitim çalışanlarının haklarını aramak olmadığının ve gelecek dönemde kimin milletvekili olacağının resmi ispatıdır.

unutmamak gerekir ki,yetki ehli olmayan kişilerin elinde yerle bir olmuş, etkisinin yitirmiştir.çünkü bu toplu sözleşme masasının yetkili sendikalar koltuğuna çeket asmış olsaydık yine memura verilen zam oranları aynı olacaktı. toplu sözleşme masası kamu çalışanlarına zarar veren bir yapıya bürünmüştür.

Bu manada siyasete hayır diyen yeni bir konfederasyonun kurulması kaçınılmaz hale gelmiştir. Teç-sen genel merkezi olarak bağımsız olan sendikalarla görüşmelerimize başlamış bulunmaktayız. İlke ve hedefler bazında uzlaştığımız takdirde bu sendikalarla birlikte yeni bir konfederasyon kurma niyetindeyiz. Yeni heyecanlar, yeni umutlar, yeni başarılar için yine ve yeniden yola revan olacağız. Yolu doğru olanların yükü de ağır olur. Allah yar ve yardımcımız olsun.” dedi.

10 Nisan 2018 tarihinde tüm il başkanlarıyla birlikte; Türkiye Büyük Millet Meclisinde “Eğitim Hazırlık Ödeneğinin Eğitim Çalışanlarının Tümüne Verilmesi ve Yardımcı Hizmetler Sınıfında Görev Yapan Eğitim Çalışanlarının 1 Defaya Mahsus Öğrenim Durumlarına Göre Sınavsız Atanması” Hakkındaki Kanun Tekliflerinin Yasalaşması İçin Milletvekilleri, Siyasi Parti Gurupları ve Siyasi Parti Yöneticileri görüşmeler yapıldı.

Paylaş:
Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir